Dibek kahvesinin kaç yıl hatırı var

Henüz yaz tatili için gideceğiniz yere karar vermediyseniz İzmir’in ‘yaşlanmayan balıkçısı’ Foça harika bir tercih olabilir. Üstelik geçen günlerde açılan Ferruh Başağa Anı Evi, Eski Foça’ya gitmek için başlı başına iyi bir neden. 2010’da hayatını kaybeden ünlü ressamın atölye olarak da kullandığı evde sanatçının tablolarından giysilerine, fırçalarından ödüllerine çeşitli eserler ve eşyası sergileniyor.

Foça’ya gidip gezi halkasını biraz genişletmek isterseniz Kozbeyli Köyü’ne uğramanızı öneriyorum. Dünya güzeli bu tarihi Ege köyü, huzurlu kır kahvehanelerinin ardında keşif yüklü sokaklarıyla sizi bekliyor. Ama öncesinde yolumuzun üzerinde keşfetmeye değer önemli bir yer daha var: Pers Mezar Anıtı. Yörede Taş Kule ya da Taş Ev olarak da adlandırılan bu ilginç yapı, Anadolu’daki nadir Pers eserlerinden biri. MÖ 546-334 yılları arasında Anadolu’daki Pers egemenliği sırasında inşa edilen anıtsal yapı, Foça’nın 7 kilometre kadar doğusunda, geç Osmanlı dönemine ait bir köprünün yakınında yükseliyor. Antikçağdan itibaren asırlar boyunca kullanılan önemli bir ticaret yolunun buradan geçtiği biliniyor. Lidya mimari geleneğinde Pers etkisi altında kalınarak yapılmış bu mezar anıtı, 2001’de tamamlanan restorasyon ve çevre düzenlemesinin ardından ziyarete açılmış.

Kuşbakışı Ege

Eski Foça’dan Menemen yönüne giderken güzel bahçeler, bağlar arasından geçiliyor. Yol üzerinde rastlayacağınız seyyar tezgâhlarda mola verip buz gibi karadut suyu için. Yenibağarası’nı geride bıraktıktan sonra levhaları takip ederek Kozbeyli’ye ulaşabilirsiniz. Eski Foça sahiline 15, İzmir’e yaklaşık 65 kilometre uzaklıktaki Kozbeyli’ye toplu taşıma hatlarını kullanarak da ulaşılabiliyor. Yeni Foça’ya bağlı Kozbeyli, civardaki köylerin en güzellerinden. Onu farklı kılan unsurlardan biri, Şaphane Dağı’nın eteklerinden Gencerlik Ovası ile Çandarlı Körfezi’ni içine alan panoramik Ege Denizi manzarası… Zeytinlikler ve çam ormanlarının çevrelediği bu güzel köy, ziyaretçilerini sevimli meydanıyla karşılıyor. Meydandaki antik sütunlar ve tarihi yapı parçaları, ilk bakışta bile eski bir yerleşimde olduğunu hissettiriyor insana. Varlığı antikçağa uzanan köy, 14’üncü yüzyılda Saruhanoğulları Beyliği döneminde Yolmuç adıyla tarih sahnesindeki yerini almış. Osmanlı döneminde Türklerle Rumların barış içinde yaşadığı yerlerden biri olan Kozbeyli’de mübadele sonrası toplumsal yapı değişmiş.

Köyün yeni sakinleri ağırlıklı olarak Selanik’in yanı sıra Limni ve Midilli adalarından gelirken eski ahali Yunan anakarasının ve Ege adalarının yolunu tutmuş. Köyün tarihine tanıklık eden eski taş evler, cami, yağhane, hamam ve mezar taşları bugün de öylece sokakları süslüyor. Köyün kilisesiyse maalesef zamana direnememiş. Kozbeyli sakinlerinin söylediğine bakılırsa yıkılan kilisenin yerinde bir nar ağacı yetişmiş. Kozbeyli Köyü’nü keşfetmeden önce meydandaki Şakir’in Kahvesi’ne uğruyorum. Burası, Osman Amca’nın Yeşil Köşkü olarak da biliniyor. Dibek kahvesi geleneği de ondan miras kalmış. Köy kahvaltısı servisi de veren mekânın meşhur dibek kahvesini içmeye Ege’nin dört bir yanından geliyorlar. Tam da söylendiği gibi tüm yorgunluğumuzu alıyor.

Kahve molasından sonra köyü keşfetmek üzere sokak aralarında gezintiye çıkıyorum. Birbirinden güzel taş evlerin en güzel süsü, devleşmiş güller ve avluları süsleyen saksılar dolusu çiçek… Kozbeyli, aynı zamanda buz gibi lezzetli sularıyla da adından söz ettiriyor. Eski köy çeşmelerine rastlayabilirsiniz, içiniz…

Kuzubeyi’nin mirası

Kozbeyli’nin adının, Kuzubeyi lakaplı, nüfuzlu bir ağadan geldiğini öğreniyorum. İştahıyla nam salmış bu zatın yaşadığı yer, günümüzde Kuzubeyi Kulesi adıyla tanınıyor. Buradan hafifçe sola kıvrılan yolun devamı, köyün tarihi camisine çıkıyor. 17’nci yüzyılda inşa edilen cami, bir tepe üzerinde. Antikçağ mimarisi esintili sütun başları, bitki motifli bezemeleriyle dikkat çeken cami, güzel manzarası kadar turkuvaz rengiyle de ziyaretçisini etkilemeyi başarıyor.

Biraz yorulmayı göze alıp camiden yukarılara doğru tırmanırsanız, Kocakayalar olarak anılan bir başka manzaralı yere varacaksınız. Burada Namazlıkaya denen kayalara oyulmuş bir lahit kalıntısı görebilirsiniz. Ayrıca civarda Gâvurkayası ve Kayaarası gibi başka kaya mezarları da var. Uzun yürüyüşleri sevenler, köyün sırtlarından Yeni Foça’ya uzanan 16 kilometrelik Fura Dağı parkurunu takip edebilir.

Köyün görülmeye değer bir diğer yeri, Çapkınoğlu Konağı. 1878’de inşa edilen zarif yapının Rum sahibi, evinin karşısına bir de tek katlı meyhane yaptırmış. Bina mübadelenin ardından bir süre depo olarak kullanılıp harabeye dönüşmüş. Nihayet 2002’de kamulaştırılıp restorasyon sonrası ziyarete açılmış. Yöresel tatları yerinde görmek için pazar günleri köyde kurulan pazara uğrayabilirsiniz. Eğer mevsimindeyseniz Kozbeyli’nin meşhur çileğini ve köy dondurmasını da denemeyi unutmayın.