BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep’te yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Duruşma öncesinde BİRTEK-SEN Genel Sekreteri Mikail Kılıçalp, Türkmen’in tutuklanmasının nedenini haktan ve haklıdan yana duruşu olarak ifade etti. Kılıçalp, “Mehmet Türkmen, sadece işçilerin haklarını savunduğu için hapsedildi. Onun tek suçu, çalışanların maaşlarını istemek ve tazminat haklarını savunmaktır” dedi. Türkmen’in annesi Ayşe Türkmen de, “Oğlumu almaya geldim, geri dönmeyeceğim. Eğer bırakmazlarsa Ankara’ya gidip bayramı orada geçiririm” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Dava, Mehmet Türkmen’in Başpınar’da yaptığı bir konuşma sebebiyle açıldı ve ilk duruşma bugün gerçekleştiriliyor. Duruşma öncesinde, Gaziantep Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında katılımcılar, “Mehmet Türkmen yalnız değildir”, “Ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Yaşasın sınıf dayanışması” gibi sloganlar atarak destek verdiler.
Mikail Kılıçalp, açıklamasında, “Mehmet Türkmen, iki aydır tutuklu. Yargılanma gerekçesi, halkı yanıltıcı bilgi yayma suçlamasıdır. Ancak gerçek şu ki, o sadece işçi sınıfının yanında durduğu için hedef alındı. İşçi sınıfının haklarını savunmak ve kriz döneminde işçileri korumak amacıyla yaptığı mücadele, onun suçuydu” ifadelerini kullandı.
Kılıçalp, işverenlerin yasalarla nasıl korunup, işçilerin nasıl mağdur edildiğine dikkat çekti. “Patronların yargılanmadığı bir ortamda biz işçi sınıfı olarak sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Patronlar, işçilerin haklarını gasp ederek milyarlar kazanırken, işçilerin tazminatları ödenmemekte ve sendikaya üyelikleri nedeniyle işten atılmaktadır” dedi.
Gaziantep’teki basın açıklamasında, işçilerin haklarını savunma kararlılığı vurgulandı. Kılıçalp, “Bu düzende işçilerin yaşam hakkı tehdit altındadır. Zenginler için yasalar geçerli değilse, bu ülkenin adaleti sorgulanmalıdır. Mehmet Türkmen, bu gerçeği seslendirdiği için tutuklandı ama Türkiye’nin dört bir yanında işçiler, insanca yaşam mücadelesini sürdürmeye devam ediyor” diye belirtti.
Türkmen’in davası, sadece bireysel bir olay değil, aynı zamanda işçi sınıfının mücadelesinin bir simgesi haline gelmiş durumda. İşçilerin adalet arayışları sürerken, her geçen gün daha fazla seslerini yükseltmeye devam ediyorlar.